Pages - Menu

2 Mart 2012 Cuma

Kitap Yasakları Kalkıyor Mu?

Yargıyı hızlandırma projesi kapsamında Adalet Bakanı Sadullah Ergin, 3'üncü yargı paketini açıkladı. İfade özgürlüğü ihlalleri için değişikliklerin dikkat çektiği pakette önemli maddelerden biri de yasak kitapların "affedileceği" yönündeki ibareler oldu.

AİHM tarafından "sansür" niteliği taşıyan yayın durdurma cezasının kaldırılacağını belirten rapora göre, 1960 yılından bu yana, özellikle darbe dönemlerinde yasaklanan neredeyse 25 bin kitap için verilen toplatılma ve yasaklama kararı kalkacak. Bu karara göre Bakanlık, 6 ay sürecek geçiş döneminde, bugüne değin yasaklanmış kitapları özgür bırakacak! Ancak tasarının yasalaşmasının ardından mahkemelerce ya da cezaevi idarelerince verilecek yasak kararları uygulanabilecek. 






Kaynak:Sabitfikir

27 Şubat 2012 Pazartesi

İlk Lûgat; Divan-ü Lûgati't-Türk ve Kaşgarlı Mahmud'un Haritası

     Arapça bir eser olan Divan-ü Lûgati't-Türk, Kaşgarlı Mahmud tarafından Araplara Türkçeyi öğretmek ve Türkçenin de Arapça kadar zengin bir dil olduğunu göstermak amacıyla miladi 1072 yılında yazılmıştır. Sözlükte 7500'den fazla kelime olup Türk halk edebiyatından alınmış şiirler, atasözleri ve deyimler de mevcuttur.
   Bu eser Abbasi Halifesi Al-Muktedi Billah'a sunulmuştur. Divan-ü Lûgati't-Türk sadece bir sözlük değildir. İçinde barındırdığı Türk tarihi, coğrafyası, mitolojisi ve edebiyatıyla da ansiklopedik bir eser özelliği kazanmaktadır.
Kaşgarlı Mahmud eserine şöyle başlar:

Esirgeyen, koruyan Tanrı'nın adıyla
"Allah'ın, devlet güneşini Türk burçlarından doğurmuş olduğunu ve Türklerin ülkesi üzerinde göklerin bütün dairelerini döndürmüş olduğunu gördüm. Allah onlara Türk adını verdi. Ve yeryüzüne hâkim kıldı. Cihan imparatorları Türk ırkından çıktı. Dünya milletlerinin yuları Türklerin eline verildi. Türkler Allah tarafından bütün kavimlere üstün kılındı. Hak’tan ayrılmayan Türkler, Allah tarafından hak üzerine kuvvetlendirildi. Türkler ile birlikte olan kavimler aziz oldu. Böyle kavimler, Türkler tarafından her arzularına eriştirildi. Türkler, himayelerine aldıkları milletleri, kötülerin şerrinden korudular. Cihan hâkimi olan Türklere herkes muhtaçtır, onlara derdini dinletmek, bu suretle her türlü arzuya nail olabilmek için Türkçe öğrenmek gerekir.." 

Ayrıca Kaşgarlı Mahmud, eserini sekiz bölüme ayırdığını da nakleder:

"Ben bu kitabı hikmet, seci', atalar sözü, şiir, recez, nesir gibi şeylerle süsleyerek hece harfleri sırasında tertip ettim. ... Bu lûgat kitabını baştan sonuna dek sekiz ayırımda topladım."
  1. Hemze kitabı,
  2. Salim kitabı,
  3. Muzaaf kitabı,
  4. Misal kitabı,
  5. Üçlüler kitabı,
  6. Dörtlüler kitabı,
  7. Gunne kitabı,
  8. İki harekesiz harfin birleşmesi kitabı

Kaşgarlı Mahmud'un Balasagun'u Merkez Olarak Çizdiği Haritası 



 Kaşgârlı Mahmud’un Divan-ü Lugat’t-Türk adlı eserine ilave ettiği ilk Türk Dünya Haritasında, Türklerin yaşadığı bölgeler ile, bunların ilişkide bulundukları bazı ulus ve ülkeler gösterilmiştir. Bu harita Orta Asya’nın büyük bir kısmını, Çin ve kuzey Afrika’yı içermektedir. Batı yönünde Volga Nehri’ne dayanmaktadır. Dünyanın tepsi gibi düz, ancak yuvarlak olduğu kabul edilen bu harita bir kroki özelliğindedir. Haritada dağlar kırmızı, denizler yeşil, kumluk sahalar sarı, ırmaklar mavi renklerle gösterilmiştir. Haritanın ana merkez noktasını Türk hükümdarlarının oturdukları Balasagun şehri teşkil etmektedir. Şehrin yakınında gösterilerek adı belirtilmeyen göl ise Isıg-gölüdür. Kaşgarlı'nın kendisi de bu yurtlardan olduğu için; harita merkezinin seçiminde etkilenmesi doğaldır. Yani dünyanın merkezi Kaşgârlı haritasında, kendi ana vatanı olmuştur. Hiçbir noktada Türk üstünlüğünü ihmal edemeyen Kaşgârlı, bu noktada da milliyetçilik şuurunu göstermiştir.

Daire şeklinde çizilen harita da Balasagun merkez olarak çizilmiştir. Diğer coğrafi adlandırmalar, yer adları ve ülkeler de, haritanın merkezine göre ayarlanmıştır. Yönler eski Türk geleneğine uygun olarak Orhun Kitabelerindekine paraleldir. Buna göre haritanın esas yön alma noktasını, doğu teşkil etmiştir. Türklerin yaşadığı bölgelere verilen önem, Türklerin ilişkide bulunduğu diğer ülke ve  uluslardan da esirgenmemiştir. 




Kaynak: http://www.hgk.msb.gov.tr/ustbanner/turk/kasgarlimahmud.htm
            Wikipedia

25 Şubat 2012 Cumartesi

Dostoyevski'nin Yaşadığı Eve Sanal Bir Gezinti

Kimdir Dostoyevski?

Rus yazar Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, 1821′de Moskova’da doğdu, 1881′de St. Petersburg’da öldü. Babası tarafından mühendislik okuluna yazdırılmıştı fakat mühendislik okulunun bilimsel ve askeri disiplini, okumak, kitaplar yazmak isteyen Dostoyevski’nin eğilimleriyle hiç bağdaşmıyordu.
Öğrenimini tamamladıktan sonra yoksul kalma pahasına kendini kitap yazmaya verdi; geçimini sağlamak içinse, çeviriler yapıyordu. Ancak, adını yavaş yavaş duyurmaya başlamışken genç liberallere katılmasıyla yaşamının akışı önemli ölçüde değişti. I. Nikolay’ın polisi tarafından tutuklandı; 8 ay hücrede kaldıktan sonra ölüm cezasına çarptırıldı. İnfaza birkaç saniye kala cezası dört yıllık Sibirya sürgününe çevrildi. Sürgününden uzun süre sonra, yeniden Petersburg’a dönme iznini elde etti; bu koşullar altında yeniden yazmaya başladı; yazdıklarıyla Çar II. Aleksandr’ı bile etkiledi. Yapıtlarının ses getirmesine karşın, Dostoyevski paraya kavuşamamıştı.

Bundan sonra özel yaşamında büyük sıkıntılar yaşadı; sürgünden sonra sara nöbetlerinden de bir türlü kurtulamamıştı; ancak bu dönem, onun Karamazov Kardeşler, Ecinniler, Suç ve Ceza gibi en ünlü yapıtlarını kaleme aldığı dönem oldu. 28 Ocak 1881′de bir kanama sonucu öldüğünde, Rusya, bu eski mahkum için, görülmemiş bir cenaze töreni düzenledi. Dostoyevski’nin yapıtlarındaki en değerli yön, kuşkusuz, olağanüstü güçteki psikolojik tahlillerdir.

23 Şubat 2012 Perşembe

2012 Eurovision Şarkımız...

Can Bonomo-Love Me Back


Taze-zeban Nedim...



Güllü dibâ giydin amma korkarım âzâr eder

Nâzenînim sâye-i hâr-ı gül-i dibâ seni
                                                         Nedim


                                                            


Anlamı: Nazlı sevgilim! Güllü elbise giymişsin ama elbisenin üzerindeki gülün dikeninin gölgesi seni incitir diye korkuyorum.

21 Şubat 2012 Salı

Nietzsche...





"Canavarlarla savaşan kişi dikkat etmelidir, ki kendi bir canavara dönüşmesin. Sen dipsiz bir kuyuya uzun uzun baktığında, dipsiz kuyu da sana bakar."



Musîkî İlmine İlham Veren Bir Kuş; Kaknûs

Kaknûs

Gayet büyük ve efsanevi bir kuştur. Rüzgar estikçe, çok delikli gagalarından çeşit çeşit sesler çıkarmış. Çeşitli renk ve şekillerle süslü imiş. Gagasındaki 360 delik nedeniyle çıkardığı sesleri ile etrafında toplanan kuşları yiyerek geçinirmiş. Bir sene yaşadıktan sonra çalı çırpı toplayıp üzerine çıkarak ötmeye başlarmış. Ötüşü kendisini coşturunca kanatlarını çırpmaya başlar, kanatlarının çıkardığı kıvılcımlardan otlar tutuşur ve birlikte parlak bir alevle yanarlarmış. Geride kalan küllerinden bir yumurta ortaya çıkar ve yavru doğururmuş. Eski musiki bilginleri, bu kuşun çıkardığı seslerden esinlenerek musiki ilmini icat etmişlerdi. Bu nedenle "musîkâr" adıyla da anılırmış. Anka ile karıştırıldığı olur. Buna kuğu diyenler de vardır.

Şiirlerinde bu efsanevî kuşa yer veren şairler ve beyitleri:

Dimağı duhân ile fânus-veş
Yanar ateşe durma kaknûs-veş
                                            Atâî


Kaknûs-ı âşiyân-ı muhabbet değil midir
Kendi demiyle âşık-ı muztar kebâb olur
                                                          Sâbit


Tiryâkî-i herze hâb-ı menkûs
Âteşler içinde pir-i kaknûs
                                     Şeyh Galip








Kaynak:Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü, İskender Pala